Hakimiyet Milletindir
Haliç Tersanesi

TERSANE-İ AMİRE

Ekonomisi belli bir döneme kadar savaşa ve savaşın kazanımlarına bağlı olan Osmanlı Devleti, karada olduğu gibi denizlerde de egemenlik kurma mücadelesi vermiştir. Yeni topraklar edinmenin güçleşmesi ve hatta toprak kayıpları ile birlikte deniz gücü savunma amacıyla kullanılmaya başlandı. Osmanlı Devleti’ nde deniz gücünün yani bahriyenin gereksinim duyduğu gemiler ve diğer deniz taşıtları yerli tersanelerde inşa edildi. Yeni fethedilen toprakların korunması ve savunulmasının yanında güçlü bir donanmaya duyulan gereksinim de yerli bir tersane kurulması ihtiyacını doğurmuştur.
 
Kasımpaşa’ dan Hasköy yönüne doğru kurulan Haliç Tersaneleri, Kasımpaşa deresinden başlayarak Cami altı meydanına kadar uzayan alanda sırasıyla Haliç Tersanesi, Cami Altı Tersanesi, Taş Kızak Tersanesi ve Hasköy Tersanesi´ nin çekirdeği oluşturulmuştur. Tersane zamanla gelişerek alan olarak Kasımpaşa´ dan da Hasköy´ e kadar uzanmış, Osmanlı İmparatorluğu’ nun deniz gücüne yeni gemiler katarak, İmparatorluğun gemi inşa alanında güvencesi olmuştur.
 
İSTANBUL TERSANESİ
 
İstanbul Tersanesi ilk bölünmeye 1913‘ te başlamıştır. Bugünkü Taş Kızak Tersanesi donanmaya bırakılarak Haliç ve Cami altı bölümleri, İnşaat-ı Bahriye Şirketi Osmaniye adlı bir şirket kurularak bu şirkete devredilmiştir. Cumhuriyet’ in ilanından hemen sonra 1924 yılında tersane, Atatürk’ ün emri ile Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi’ ne bağlanmıştır. 1 Temmuz 1933 Günü kurulan fabrika ve havuzlar bünyesinde yer alan tersanenin elden geldiğince yenilenip modernleştirilmesine çalışılmış ve bu amaçla kuru havuzlar onarılmış, mekanik aletler yenilenmiş ve eskilere yeniler ilave edilmiştir. Çeşitli evrelerden geçen tersaneler 1 Mart 1952´ de kurulan Denizcilik Bankası T.A.O.´ na bağlanmış ve bu devrede 70 ve 80 m boyunda gemi inşa kızakları inşa edilerek tersanenin yeni gemi inşa kabiliyeti artırılmıştır.
 
1983 Yılına kadar çalışmalar bu şekilde sürdürülmüş ve 1983 yılında Türkiye Denizcilik Kurumu’ na devredilen tersaneler, 8 Haziran 1984 tarihinde Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. bünyesine alınmıştır. Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. 10 Ağustos 1993 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsamına alınmıştır.
 
14 Mayıs 2002´ de tüzel kişiliği sona erdirilen Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. Türkiye Denizcilik A.Ş. ile birleştirilmiştir. Haliç Tersanesi 15 Mayıs 2002’ den İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ ne devredildiği 2005 yılına kadar Türkiye Denizcilik İşletmeleri kapsamında faaliyetlerine devam etmiştir. Yıllarca özelleştirme beklentisi nedeniyle yatırım yapılamayan ve alt yapısı oldukça yetersiz duruma gelen Haliç Tersanesi, 2005 yılında Şehir Hatları’ nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ ne devredilmesinden sonra TDİ ile yapılan protokolle İDO’ ya tahsis edildi. İDO döneminde özellikle yenileme çalışmalarının yanı sıra tarihi taş havuzlar, kapak ve köprü sistemleri çalıştırılabilir duruma getirildi. Havuzlardaki suyun tahliye pompa merkezi altyapısıyla bakımı yapıldı. Tüm tersane sahasıyla ilgili elektrik aydınlatma, yangın devresi, güvenlik gözetim sistemleri baştan aşağı yenilenerek modern lojistik merkezi kuruldu. Tersane yönetim binası yenilendi ve faaliyete alındı. Eski dökümhane atölyesi, yüksek süratli teknelerin makine bakımlarının yapıldığı bir merkeze dönüştürüldü. 1989 yılından bu yana kullanılmayan kızak sahası düzenlenerek 20 aradan sonra 3 adet Haliç Gemisi bu kızaklarda inşa edildi. 1 Ekim 2010 tarihinden itibaren tersane 70 dönümlük sahasıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ nin iştiraklerinden Şehir Hatları A.Ş.’ ye tahsis edildi. Şirketin genel müdürlüğünün de bulunduğu Haliç Tersanesi yaklaşık 555 yıldır gemi inşa alanında faaliyetlerini devam etmektedir. Günümüzde yolcu ve araba vapurlarının, yolcu teknelerinin tamiratları ve havuz bakımları yapılmaktadır.

HAVUZLAR

Kuru Havuzların Ölçüleri
Haliç Tersanesi’nde inşa edilmiş 3 adet kuru havuz bulunmaktadır. 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’ nda görülen batılılaşma hareketleri paralelinde Deniz Kuvvetleri’ nde yapılan reformların bir parçası olarak Haliç Tersanesi’ nde kuru havuzlar inşa edilmiştir. 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edilmiş bu kuru havuzlar halen yolcu ve araba vapurlarının bakım, onarım ve havuzlama işlemlerinde kullanılmaktadır. Kuru havuzların numaraları Azapkapı’ dan Kasımpaşa’ ya doğru sırasıyla 1,2,3 olarak verilmiştir ve bugün de bu şekilde isimlendirilerek kullanılmaktadır.
 
Kuru havuzlar Haliç’ in kuzey sahilinde inşa edilmişlerdir. Haliç Alibey ve Kâğıthane derelerinin döküldüğü yer ile Marmara Denizi arasında yaklaşık 8 km uzunluğundadır. Kuru havuzların yakınlarında Haliç’in derinliği 20-42 m arasında değişmektedir. Haliç yüzyıllardan beri tabii olarak Alibey ve Kâğıthane dereleri ve Haliç’ e akan diğer derelerin getirdikleri alüvyonlar ile ve yapay olarak da şehir artıkları ile dolmakta ve bu sayede kıyı hattı da zamanla değişmektedir. Eğimli anakaya ve yapay dolgular, yumuşak tortul tabakalar Haliç kıyılarında önemli geoteknik problemler meydana getirmektedir. Haliç’ te çok derinliklerdeki anakaya grovak killişistler üzerinde kalın tabii ve yapay dolgular mevcuttur. 1938 Yılında hazırlanmış bir raporda Haliç Tersanesi’ nde toplam uzunluğu 480 m olan yüzeysel temelli kargir rıhtım duvarlarının yalnızca üçte birinin hasar görmediği belirtilmektedir.
 
Haliç Tersanesi’ ndeki kuru havuzların hepsi kara tarafında anakaya üzerine problemli Haliç dolgularından etkilenmeyecek tarzda inşa edilmişlerdir.
 
1 No’ lu Kuru Havuz: 109 m. boy, 22,20 m. genişlik, 10,5 m. derinlik
2 No’ lu Kuru Havuz: 81.5 m. boy, 17.80 m. genişlik, 9,86 m. derinlik
3 No’ lu Kuru Havuz: 151.05 m. boy, 19 m. genişlik, 9 m. derinlik
 
18. Yüzyılda İnşa Edilen 3 No’ lu Kuru Havuz (1796-1799):
 
XVIII. Yüzyıl sonlarında Haliç Tersanesi’ nde gemilerin bakımı için bir kuru havuz yapımı kararlaştırıldığında İstanbul’ da bulunan Fransız ve İsveçli mühendislerden teklifler alınmıştır. Bu mühendisler kuru havuz projelerini ve inşaat tekniklerini açıklayan raporlarını hazırlayarak ilgililere 1796 yılında vermişlerdir.
 
Fransız mühendisler kuru havuz mahallini tarakla temizleyip, su altında rastlanabilecek kaya ve taşları parçalayarak zemini düzelttikten sonra, kuru havuzu büyük bir ahşap keson içerisinde inşa edeceklerini bildirmişlerdir. Fransız mühendislerinin teklif ettiği sistem 1774-1777 yıllarında Toulon’ da Gorignard tarafından uygulanmıştır. 100x30x11 m boyutlarındaki ahşap keson içine taş ve su doldurularak batırılmış su boşaltıldıktan sonra kuru havuz keson içinde inşa edilmiştir. İnşaatın bitimini müteakip, kuru havuz duvarlarında çatlaklar oluşmuş ve sızan suların önlenmesi için çeşitli teşebbüslerden sonra su altında puzolan betonu dökmek suretiyle durdurulabilmiştir. İsveçli mühendisler ise deniz tarafına palplanş perde çakarak ve suyu sürekli tahliye ederek, toprak hafriyatını ve inşaatı, kuru inşaat çukuru içinde yapacaklarını bildirmişlerdir. Tersanede kuru havuz inşaatı ile ilgili teknik adamların görüşleri de İsveç tekniğinin daha uygun olduğu yolundaydı. Fransız kuru havuz projesinin uygulama maliyetinin, İsveç projesinin uygulama maliyetinin yaklaşık iki katı olması da ihalenin İsveçli mühendislere verilmesinde önemli bir rol oynamıştır. İsveçli başmühendis A. E. Rhode ve diğer İsveçli mühendisler kuru havuzun inşa edilebileceği kesin mahalli tespit için muayene kuyuları açmışlardır. İsveçli mühendisler tersanede inşaat mahallini tespit etmişler ve kazdıkları 18x18x10,5 m muayene kuyusundan suyun boşaltılabildiğini tersane ilgililerine göstermişlerdir. Başmühendis A. E. Rhode ve diğer İsveçli mühendisler, teknik adamlar, Osmanlı teknik adamları ile kurulan kadro inşaata 1796 yılında başlamıştır. Haliç Tersanesi’ nde kuru havuz mahallinin önü tarakla temizlenmiştir.
 
Deniz suyunun inşaat çukuruna dolmasını önlemek için kıyıya ahşap palplanş perde çakılmıştır. Kuru havuz inşaat mahalli 37,5 x 75,0 m boyutlarında ve 10,50 m derinliğinde kazılmış, inşaat çukuru yan duvarları iksalarla tutulmuş ve su sürekli boşaltılarak inşaat kuru inşaat çukurunda yapılmıştır.
 
Kuru havuz kargir olarak inşa edilmiştir. İnşaatta İstanbul Boğazı’ ndaki taş ocaklarından çıkartılan mavi devonien kalkerleri kullanılmıştır. Taşların örülmesinde su altında sertleşme özelliği olan puzolan harcı uygulanmıştır. Puzolan (volkanik kül) İtalya´ dan getirtilmiştir. Puzolan harcı, puzolan ve kireç karışımından oluşmaktaydı. Su altında sertleşme özelliği vardı. Havuz tabanı 0,75 m kalınlıkta ve taşla kaplanmıştır. Yan duvarlar ise içe doğru basamaklıdır. 1796 yılında başlayan inşaat 1799 yılında tamamlanmıştır. Kuru havuz inşaatını gerçekleştiren Tersane Mühendisi Rhode, Gemi Mühendisi F.L. Klintberg İsveçli ve Osmanlı teknik adamları ödüllendirilmiştir. 3 No’ lu kuru havuz zaman zaman tamir edilmiştir. Gemi boyutlarının 19. yüzyılda da giderek büyümesi ile daha büyük boyutta kuru havuzlara ihtiyaç duyulmaya başlanmış ve 3 No’ lu kuru havuz Vasil Kalfa tarafından 1874-1876 yılları arasında karaya doğru uzatılmıştır.
 


 

19. Yüzyılda İnşa Edilen 2 No’ lu Kuru Havuz (1821-1825):
 
XIX. Yüzyılda gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda Haliç Tersanesi’ nde 2 No’ lu ve 1 No’ lu kuru havuzlar inşa edilmiştir. 3 No’ lu kuru havuzun yapımı bu kuru havuzların yapımına örnek olmuştur. Yeni inşa edilen kuru havuzlar eski kuru havuz inşaatlarında çalışan kişilerce yapılmış ve eski kuru havuz inşaat defterlerinden de yararlanılmıştır.
 
2 No’ lu kuru havuz inşaatına Başmühendis Ali Bey ve Manol Kalfa 1821 yılında başlamışlardır. Manol Kalfa ilk kuru havuz inşaatında da çalışmış bilgili bir kişiydi. 1822 yılında Ali Bey’ in değiştirilmesi söz konusu olunca, inşaatın başına Mühendishane (İ.T.Ü.) 3. Halifesi Abdülhalim Efendi atanmıştır. 2 No’ lu kuru havuz inşaatında da deniz kıyısına ahşap palplanş çakılmış su sürekli boşaltılarak inşaat, kuru inşaat çukurunda yapılmıştır. İnşaat 1825 yılında tamamlanmıştır. Abdülhalim Efendi kuru havuzun ölçekli bir maketini de hazırlamıştır.
 
19.Yüzyılda İnşa Edilen 1 No’ lu Kuru Havuz (1857-1870):
 
1 No’ lu kuru havuzun yapımında diğer iki kuru havuz inşasında uygulanan teknik tatbik olunmuştur. 1 No’ lu kuru havuzun inşaatına 1861-1869 yılları arasında ara verilmiş ve 1870 yılında bitirilmiştir.
 
Tersanedeki mezar taşından;
 
“Ben de bir zamanlar Süleyman idim,
Rüzgârlara karşı hükümran idim,
Sanma ki Sultan Süleyman idim,
Tersanede çalışan körükçü Süleyman idim!”
 
Günümüzde Haliç Tersanesi
 
3 Adet kuru havuz ve 2 adet kızak ve muhtelif atölye ve tarihi mekânları kapsayan 70 dönümlük bir alan. İstanbul’ un merkezinde uzak ve yakın deniz tarihimizi ve denizciliğimizi anlatan bir yer.
 
Şehir Hatları AŞ.’ nin yönetim merkezinin de bulunduğu Haliç Tersanesi, günümüzde İstanbul’ un vapurlarının bakım-tutumlarının yanı sıra özel ve kamu sektörüne de hizmet veriyor. Halen kullanılan birçok Şehir Hatları vapuru Haliç Tersanesi’ nde inşa edilmiştir.